Yaşamın kaynağı SEVGİ ise, sevgi bir TUTKU, tutku bir AMAÇ, amaç bir şeyleri birileriyle PAYLAŞMAKSA, paylaşmak DOSTLUK, dostluk HATIRLAMAKSA eğer hep aklımdasınız! Yeni yılda da dostluğumuzun daha da pekişmesi ve ebedi olması dileğimle daha nice
Küçük bir kız tanıyorum... Evinde küçük bir cam kavanozun içinde beslediği bir Japon balığı vardı... Minik, turuncu bir Japon balığı... Ne yazık ki Japon balıkları uzun ömürlü değiller... Bu küçük balık fazla yaşamaz, bir sabah suyun içinde yan dönmüş olarak bulunurdu... Babası kızının çok üzüleceğini bildiği için, balığın öldüğünü söylemekten çekinirdi... Kızına balığın hastalandığını ve iyileşmesi için doktora götüreceğini söylerdi...Gider yeni bir Japon balığı alır, kızına getirir ve onun balığı iyileştiği için duyduğu mutluluğu izlerdi... Bu küçük Japon balığı pek çok kez hastalanmış ve “iyileşerek” geri dönmüştü... ... Bu küçük kızın hikâyesinin bir benzeri yıllar önce başka bir evde yaşanmıştı... Ama farklı bir sonla... Anne ve baba sabah uyandıklarında henüz beş yaşında olan kızlarının Japon balığının öldüğünü gördüler...Üzüldüler çünkü bu kızlarının gözyaşlarına boğulacağı anlamına geliyordu... Üstelik ona ölüm kavramının ne olduğunu da anlatmak zorunda kalacaklardı. ..
Baba hemen giderek yeni bir Japon balığı almayı ve ölenle değiştirmeyi önerdi... Böylece kızını “sevdiğini kaybetme” gerçeğinden koruyabilecekti ama izin vermedi anne ve şöyle dedi: “-Hayır, bunu yaparsak hayatta gerçeklerle yüzleşmeyi asla öğrenemez... Sevdiği bir şeyi kaybetmeyi ve bununla baş edebilmeyi öğrenmeli... Hayatta her şeyin insanlar için olduğunu öğretmeliyiz kızımıza...” ... Kızları uyandığında balığının öldüğünü söylediler ona... Balık küçük bir karton kutuya konuldu ve bahçede uygun bir yere gömüldü... Küçük kız balığının ölümünden dolayı duyduğu üzüntüyü çoktan unuttu ama annesinden aldığı dersi hâlâ unutmadı:
“-Hayatta her şey insanlar içindir”...
Hayatta her şeyin insanlar için olduğunu bilirseniz, başınıza gelen kötü olayları, acıları, üzüntüleri olgunlukla karşılayabilirsiniz. .. Hayatın size karşı adaletsiz davrandığını düşünmeden, kendinize acımadan... Olduğu haliyle kucaklayabilirsiniz hayatı... Acısıyla tatlısıyla... Böyle yaptığınız zaman ilerleyebilirsiniz ancak... “Hem hayatın cennet gibi olacağını kim söyledi ki” diye sorarak bitiriyor hikâyesini;(...Carol S. Pearson)
Genç bir çiftçi hayatında ilk defa büyük bir şehire gitmiş ve de gökdelenlerin yüksekliği ve insanların çokluğundan şaşkına dönmüştü .
Birden kalabalık bir caddede yürürken, kulağına aşina bir cırcır böceği sesi geldiğini zannetti . Durdu ve dikkatle dinledi . Evet, bu bir cırcır böceğiydi .
Ses büyük bir mağazanın önündeki çalıların arasından geliyor gibiydi . Bunun üzerine bu büyük çalı kümesine yönelip bakınmaya başladı. Bir mağaza görevlisi dışarı çıkıp " Yardımcı olabilir miyim?" diye sordu." Hayır , teşekkür ederim" dedi genç adam .
" Sadece şurada bir cırcır böceğinin sesini duyduğumu sandım . " " Hayır " dedi görevli, "buralarda bulunmaz."
Genç çiftçi cırcır böceğini buluncaya kadar cırlak sesi takip etti , nihayet onu bir kuytuda bularak eline aldı ve "Tamam , işte burada" dedi.
Genç adam bu çalının önünden her saat binlerce insan geçmesine karşılık cırcır böceğini duyanın bir tek kendisi olmasına çok şaşırmıştı . Bunun üzerine küçük bir deneme yapmaya karar verdi.
Elini cebine atıp bir çeyrek çıkardı ve havaya attı .
Paranın kaldırıma vurduğu anda çıkan ses üzerine, düşen bozukluğu aramak için yürümekte olan tam 24 yaya durdu ! Genç çiftçi bu çelişkiyi bir türlü anlayamadı ...
Psikologlar genç adamın şahit olduğu olay için bir kelime kullanırlar. Buna algıda seçicilik denir , ve belli şeyleri görmek ve belli sesleri duymak için kendimizi eğitiriz anlamına gelir ...
Alıntı-Charles Lever
Algıda seçicilik!
Demek ki beyine komutlar gitmiş çoktan:
“Parayı gör!”
“Parayı sev!”
“Parası olanı sev!”
“Parayı duy!”
“Paraya-Parası olana değer ver yalnızca!”
Size de Nasreddîn Hoca’yı çağrıştırmadı mı?
-Ye kürküm ye!
Madem “..belli şeyleri görmek ve belli sesleri duymak için kendimizi eğitebiliyoruz. .”
Bu mümkün, o zaman gelin bir iç eğitimle algılarımızı paradan gayrısına çevirelim..
Para yüreğimizde değil cebimizde dursun..Amaç değil araç olsun.
Bayramlar, insanlar arasındaki karşılıklı sevgi ve saygının perçinlendiği günlerdir. Bayramlar, insanların birbirleriyle olan dargınlıklarını unuttukları, barıştıkları, kardeşçe kucaklaştıkları günlerdir. Bayramlar,milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, bir toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir. Hep bir arada, sevgi dolu ve huzurlu nice bayramlar geçirmek dileğiyle, Bayramınız kutlu olsun!